Makaleler

Sosyal Medya Paylaşımları

Son yıllarda sosyal medya hayatımızın tam orta noktasında. Paylaşmak güzeldir kültürünü abarttığımız şu günlerde özel hayatımıza ait her şeyi sosyal medya kanallarını kullanarak herkes ile paylaşıyoruz ve bundan keyif duyuyoruz. Bazen bununla yetinmiyoruz. Kontrolün bizde olduğunu düşündüğümüz için çocuğumuza ait bilgi ve resimleri de sosyal medya ortamında kolayca paylaşabiliyoruz. Hatta bazen onlar için bir sosyal medya hesabı açıp bu bilgileri onlar için kişiselleştiğimiz hesaptan hoyratça yayınlayabiliyoruz. Onun bu hesapları idrak edebilme, sorgulama yetilerini olmadığını bilerek aslında bunu kullanıyoruz. Bazen kendi kimliğimizi bir yana bırakarak onun kimliğine bürünüyoruz. Ayşe’nin Annesi nick name ‘i altında Ayşe ile ilgili bilgileri sanki daha formalmiş gibi paylaşabilme hakkını kendimizde buluyoruz.

Peki bir ebeveyn olarak çocuğumuz için her şeyin en iyisini aradığımız, taradığımız, bulmak için canla başla çalıştığımız şu günlerde bunun çocuğumuz için en iyisi olduğuna nasıl karar verdik? Bizim eğlendiğimiz altına en mutlu an etiketini koyduğumuz o ‘an’ gerçekten onun için en mutlu  ‘an’ mı? Yoksa onu ileride yaşıtları arasında zor duruma sokacak, belki size çok öfkelenip kızmasına neden olacak ‘an’ mı?

Önceleri çocuklar için yararlı bilgileri paylaştığımız bu platformların bir an da hesapları daha cazip hale getirmek için daha sınırsız paylaşımların yapıldığı platformlar haline geldiğini görüyoruz. Çocukların her anını görüntüleyip paylaşmak elbette her ailenin hakkı fakat bu paylaşımın herkes tarafından görülmesi bazı sakıncalar içermektedir.

Aslında bu net bir mahremiyet sorunu. Çocuğunuzun mahremiyetiyle ilgili görselleri, ona sormadan izinsiz bir şekilde, üstelik bazen dozunu kaçırıp görselleri daha ilgi çekici hale getirmek için onlara eklemeler yaparak da paylaşılabiliyoruz. Örneğin, kız çocuklarını daha feminen giydirip, yetişkin imajıyla paylaşmak gibi. Çok basit bir empati cümlesiyle kendinize hiç şunu sordunuz mu? Biri benden önce benim adıma bir hesap açsa, benim en güzel, en özel anlarıma kendi karar verse ve bunları herkesle paylaşsa bu beni ne kadar mutlu eder?

Özellikle yaz mevsimlerinde dozu kaçan paylaşımlar çocukları hedef haline getirebilmekte. Çıplak ya da mayolu resim paylaşmak çocuğun mahremiyet alanı hiçe saymak bir yana çocuğu tehlikelere karşı daha açık hale getirebilmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de pedofili, çocuk pornosu çözümü zor sorunlardan biri. Bununla baş etmenin en iyi yolu ise bireysel önemler. Sosyal medya hesaplarında paylaşılan bu paylaşımlar çocukların resimlerinin kötü amaçlar doğrultusunda kullanılmasına neden olabilir.

Çoğu sosyal medya kullanıcısı için sosyal medya bir depolama alanı. Sorun ise bu depolama alanın gizliğinin ihmal edilmesi. Özellikle Facebook, instagram gibi mecralarda gizlilik kilidi olmadan paylaşılan verilerin başkaları tarafından da depolanma olasılığını göz ardı etmemek gerekir.

Dijital çağ pek çok açıdan bizlere avantajlar, kolaylıklar sunarken bir yanda da kötüye kullanılma risklerini içinde barındırdığı için bizlere dezavantajlarını hatırlatmakta. Birçok verinin kolaylıkla kopyalanabilmesi, kötü amaçlar doğrultusunda kullanılma riskini ortaya çıkarmaktadır.

Özellikle aile paylaşımlarının çocuğun ergenlik döneminde, bireyselleşme çabası içinde olduğu dönemde onu kötü etkileyebilmekte, arkadaş ilişkilerinde alay konusu olabilmektedir. Duygusal gelişimi gerileten bu olay size göre, basit bir ‘an’ı paylaşma ona göreyse kimliğinin yok oluşu anlamını taşıyabilir. O an eğlenceli olan gülüp geçtiğini videolar ergen için kabus olabilir.

Bu paylaşımları sadece ebeveynler değil, öğretmenlerde zaman zaman yapmakta çocukların görselleri kendi kişisel hesaplarından ya da whats up gibi toplu konuşmaların yapılabildiği çocuğun ailesinin dışında kişilerinde olduğu mecralarda paylaşabilmektedirler.

Bilgileri bu şekilde paylaşmak çocuklarında mahremiyet algısını ciddi anlamda etkilemekte. Özellikle sosyal- medya kullananların yaşının düştüğü şu dönemde mahremiyet duygusunun gelişmesi çok önemli. Aile ise bu algının gelişmesi için önce rol model olmalı, özel hayata dair paylaşılan bilgilerin kiminle ve hangi sınırlar doğrultusunda paylaşılmasını konusunda öncü bir rol üstlenmeli.

Paylaşmak elbette güzel. An’ı ölümsüzleştirmek belki de teknolojinin bize sunduğu en güzel nimet. Fakat ölümsüzleştirdiğiniz bu ‘ an’ ları tanımadığınız kişilerde paylaşırken bir daha düşünün.

 

 

 

 

 

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

değişim

Değişim

Bilinmeyen her şey insan için, içinde tedirginlik barındır. Bu her konu da böyledir. Bilmediğiniz bir denizde yüzmek, …

Çift Terapisinde Yeni Bir Bakış “İmago”

Çift terapisi kültürü ülkemize 80 li yıllardan itibaren yerleşmeye başlamış son yıllarda üzerinde ciddi araştırmalar …

iliski

Savaş Alanına Dönmüş İlişkiler

Çıkarlarına ters düşmediği sürece birini sevmek çok kolay peki ya çatışma olduğunda… İlişkiler ne kadar …