Etiket: psikoterapi

değişim

Değişim

Bilinmeyen her şey insan için, içinde tedirginlik barındır. Bu her konu da böyledir. Bilmediğiniz bir denizde yüzmek, daha önce hiç yemediğiniz bir yemeği yemek, daha önce hiç davranmadığınız gibi davranmak..

Çoğu çocuk için yeni başlayacağı okul heyecan vericidir. Bir yetişkin için iş yerinde ilk gün.. İkisinin de temelinde bilinmezliğin yarattığı bir kaygı vardır. İnsanlar için kontrol edebilecekleri miktarda bilinmezlik katlanılabilir bir durumdur. Hatta bazen motive edicidir. Bilinmezlik bazen bizleri başarmaya zorlar daha çok çalışmaya, daha hızlı yürümeye daha çok düşünmeye. Fazla bilinmezlik ise bizi kaygıya zorlar, kaçınmaya, hareketsizliğe.

Bu durum bana kaplumbağaları hatırlatır. Kendilerini güvende hissetmek için kafalarını kabuklarına çekerler. Çünkü bu onlar için alışılmış ve en ilkel davranışlarıdır. Bildikleri en güvenli yoldur. Çoğu zaman işe yaramış olsa bile her zaman işe yaramaz. Bazen bir yangının ortasında kafasını kabuğuna çekmesi değil harekete geçip kaçması gerekir.

Bazı ilişkilerde böyledir. Bitmesi gerekir ama bitemez. Çünkü içinde ki acı aşina olduğumuz bildiğimiz ve kontrol edebildiğimizi düşündüğümüz acıdır. Eğer biterse, sonrası sadece tahmine açık belirsizliktir. Bu yüzden bırakmayız. Belirsizlikten korktuğumuz için yangının etrafımızı sarmasına izin veririz. İstemsiz olarak sağlıksız bir ilişkide sağlıksız örüntülerin devam etmesine katkı sağlar ve belki de ileride daha çok üzülmemize neden olacak olayların temelini atmış oluruz.

Bazen de savunma mekanizmalarımız bu düzen üzerine kurulur. Psikoterapi de en sık karşılaştığım durumlardan biridir. En çok duygularını bastırarak hayata tutunmaya çalışan danışanlarımda gözlemlerim. Duygularını bastırarak acıdan kaçınabileceklerini ön görürler. Fakat bu temelde sağlıksız ilişkiler deneyimlemelerine neden olur. Çünkü duygularımız onları bastırmak yerine dinlemeye başladığımızda başkalarıyla güvenli ve gerçek bağlar kurmamıza yardımcı olur.

Bu davranışların en temel motivasyonu bilinmezliğe karşı güvende kalma arzusudur. Bildiğimiz en güvenli yol hep gittiğimiz yoldur düşüdür, aşinalıktır. Bu yüzden değişime dirençliyizdir.

Beyin yarattığımız kalıpları takip eder ve bu kalıpları kırmak zaman ister. Başka biri tarafından bir daha sevilemeyeceğini düşündüğü için mutsuz olduğu halde ilişki içinde kalmakta, bir daha iş bulamayacağı için patronunun mobingine boyun eğmekte buna örnektir. Yüzmeyi bildiğiniz halde boğulacağınıza dair kuvvetli bir inancınız varsa denize girmekten kendinizi alıkoyarsınız.  Hatta muhtemelen boğulmak için kendinize alan açarsınız. Çünkü beyin kendini doğrulamak için bir yol bulur. Biz buna öğrenilmiş çaresizlik de deriz.

Çok sevdiğim bir kitap şu satırlarla biter; Hayat bir denge işi ve hepimiz ipin üzerinde kalmaya çalışıyoruz. Hayatta düşmemize yol açan ve tabi ki bize destek de olan herhangi bir anda nasıl hissettiğimizi etkileyen şeyler – bunlar tipik olarak ruh halini, ilişkileri, sağlığı, stresi ve çevreyi içerir. Sürekli bir duygusal değişim, deneyimlemeyi son derece normal hale getirir. Hayatta neler olacağı ön görülemez ve onun kaçınılmaz iniş çıkışlarıyla baş etmenin en iyi yolu bu gerçeği kavramaktır ve denge kurmaktır.

Değişimden korkarız, değişimin ne getireceğini bilmediğimiz için. Başarısız olmaktan korkarız, mutsuz olmaktan korkarız. Uyum sağlayamamaktan korkarız. Bu yüzden hareket etmeyiz. Ama bu ihtimaller yüzünden daha mutlu olma, daha iyi hissetme ihtimalinde de oluruz.

Yapabileceğinizi düşünüyorsanız da yapamayacağınızı düşünüyorsanız da haklısınız.

Henry Ford

Çocuğuma boşanmayı anlatırken neye dikkat etmeli

Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkisi

Her insanın hayata karşı bir dengesi vardır. Bu dengenin bozulması kişiyi olumsuz duygulara itebilir. İlişkilerde hayatımızın dengesinin bir parçasını oluşturur. En kötü ilişkinin bile bitişi bu dengenin bozulmasına neden olabilir. Bu dengenin bozulması kişilerin duygularına ve davranışlarına yansır. Bu yansıma çocuğa da etki eder.

Bir insanın en temel ihtiyacı kendini güvende hissetmesidir. Anne babanın ayrılama kararı çocuğun bu ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağına dair kaygı yaşamasına neden olabilir.

Yapılan araştırmalar her yaş grubunun boşanmaya farklı tepki verdiği sonucuna ulaşmıştır. Boşanma sonrası kişi yeni hayata bir uyum süreci yaşar. Bu uyum sürecinde kişi hem kendine hem çocuğa zaman tanımalıdır. Ne var ki uyum süreci iki yılı aşkın süredir devam ediyorsa bu konu hakkında profesyonel kişilerden yardım almak gerekebilir.

Boşanmanın Çocuk Üzerinde ki Etkisini Azaltmak İçin Neler Yapılmalı

Boşanmanın çocuk üzerinde uzun ve kısa vadede bir takım sonuçları vardır. Çocuk bu dönemi ne kadar sağlıklı atlatılırsa bu onun yetişkinlik dönemi ilişkilerini o kadar az etkilemektedir. Bu şekilde kısa vadede oluşabilecek psikolojik ve ilişkisel sorunların azalması da sağlanacaktır.

İlk olarak boşanma kararını çocuğa açıklarken anne ve baba birlikte aynı anda bu konuşma içinde yer almalıdır. Bu karar çocuğa açıklanırken ebeveynler birbirini suçlayıcı konuşmalardan kaçınmalı sadece gelecek hayatta kendilerini neyin beklediği çocuğa açıklanmalıdır. Baban bir tatile çıkıyor bir süre bizimle yaşamayacak gibi gerçek dışı bahaneler yerine ebeveynler çocuklara artık aynı evde yaşamayacaklarını iki farklı ev olgusunu anlatmalıdır. Çocuğun sorduğu sorular empatik bir dil ve dürüstçe cevaplanmalıdır.

Boşanmanın nedenleri çocuğa aktarılırken çocuklara annen beni mutsuz ediyor, baban beni aldattı gibi suçlayıcı ifadelere yer verilmemelidir. Ekonomik olarak bizi zor zamanlar bekliyor, artık boşanıyoruz harcamalarımızı kontrol etmemiz gerekiyor gibi çocukta kaygı yaratacak ve bilmesi çok gerekli olmayan bilgiler çocukla paylaşılmamalıdır.

Boşanmanın çocuk üzerinde ki etkilerini minimize etmek için çocuğun hayatında çok fazla değişiklik olmaması önemlidir. Mümkünse aynı evde yaşamaya devam etmeli, aynı okula gitmelidir.

Boşanma sürecinde çocuğun duyguları hakkında onunla konuşmak onun kaygılarını anlamak ve bu kaygıları gidermek önemlidir. Çocuk, boşanma sonrası ebeveynlerini kaybettiğini ya da evden ayrılan ebeveyni kaybettiğini, yalnız kalacağını düşünebilir. Bu yüzden bu zamanlarda çocukla vakit geçirmek ona yalnız olmadığını hissettirmekte yaşanan bu duygusal travmanın şiddetini düşürecektir. Özellikle evden ayrılan ebeveynin düzenli olarak çocukla vakit geçirmesi önemlidir. Seyrek ya da düzensiz görüşmeler bu dönemde kaygıları tetikleyebilir.

Özellikle boşanma aşamasında çocuklara verilen sözlerin tutulması çok önemlidir. Çünkü bu dönemde tutarlı olmanız bu ve şekilde davranmanız çocuğun gözünde güvenirliğinizi arttıracaktır.

Unutulmamalıdır ki çocuk için ebeveynlerinin ayrılması duygusal bir travmadır. Çocuğun bu duruma duygusal olarak tepki göstermesi ise son derece normaldir. Bu duygusal tepkinin yoğunluğunu azaltmak ise ebeveyn olarak sizin sorumluluğunuzdur.

değişim

Değişim

Bilinmeyen her şey insan için, içinde tedirginlik barındır. Bu her konu da böyledir. Bilmediğiniz bir denizde yüzmek, …

Çift Terapisinde Yeni Bir Bakış “İmago”

Çift terapisi kültürü ülkemize 80 li yıllardan itibaren yerleşmeye başlamış son yıllarda üzerinde ciddi araştırmalar …

iliski

Savaş Alanına Dönmüş İlişkiler

Çıkarlarına ters düşmediği sürece birini sevmek çok kolay peki ya çatışma olduğunda… İlişkiler ne kadar …